Loading...
info@nmts.com.tr 0216-456 94 53

BLOG

Geçici Avantajlar Dünyasında Kariyer Yapabilmek / Kariyerini Sürdürebilmek (Hülya Erten/Harvard Business Review Nisan 2017 tarihli yazısından)

Rita Gunther Mc Grath, 4 Haziran 2013’te Harvard Business Review’de yayımlanan “The End of Competitive Advantage: How to Keep Your Strategy Moving as Fast as Your Business” isimli makalesinde bu durumda şirketler açısından kullanılacak güzel bir stratejik çerçeve sunar: Sürdürülebilir Avantajlar yerine Geçici Rekabet Avantajları. Bu makalesinde ve aynı isimli kitabında, Michael Porter’in 5 kuvvet analizi, BCG’in büyüme payı matrisi, Hamel ve Prahalad’ın şirketin temel yetkinlikleri gibi müthiş önemli fikirlerin geçmişte çok başarılı stratejiler ürettiklerini ancak artık günümüz dünyasında herhangi bir stratejinin sürdürülebilir rekabet avantajı sağlamasının imkânsız olduğunu, hatta yöneticilerin rekabet avantajlarından maksimum değeri çıkarmak için güvendikleri derinlemesine kökleşmiş yapı ve sistemlerin VUCA dünyasında birer engel –demode ve tehlikeli- olduklarını söyler. Bunun yerine yeni dünyanın artık bir “Geçici Avantajlar Dünyası” olduğunu, her şirketin ele geçirdiği avantajın çok da uzak olmayan bir gelecekte biteceği fikrine hazır olması gerektiğini, daha satışlar düşmeye başlamadan avantajın biteceğinin farkına vararak, “Çekilme” aşamasını başarılı bir şekilde yöneterek kaynaklarını bulduğu “Yeni Geçici Avantaj”a aktarması gerektiğini savunur.  “Yeni Geçici Avantaj”ı da elbette daha eski avantajı tükenmeden bulması, bilinçli olarak çekilme kararı vermesi gerekir. “Çekilme”nin başarısızlık olmadığını söyleyen Mc Grath, strateji başarısızlığından farklı olarak çekilme kararının bilinçli alınması gerektiğini vurgular.

Dolayısıyla bir şirketin stratejisi de, birbirini takip eden, hatta birisi bitmeden diğerinin başladığı geçici avantaj dalgalarından oluşacaktır. Buna en güzel örnek olarak da Fujifilm firmasını verir. Rakibi Kodak dijital fotoğraf makinesinin mucididir ama eski avantajını vakti geldiğinde sonlandırıp, ana işi olan film işinden çıkmayı başaramamış ve 2012’de iflas açıklamış olan Kodak gibi olmak yerine, Fujifilm kendini dönüştürmeyi başarmış; bugün dijital işlem laboratuvarlarından sağlık hizmetlerine, manyetik bant optiğinden kozmetik sektörüne kadar pek çok farklı alanda faaliyet gösteren ve kâr rekorları kıran bir şirket olmuştur.

Geçici avantajların strateji ve şirket tercihleri yönünden uygulaması bu şekilde iken, bu makalenin asıl sorusu ise, bunun bireyler açısından ne anlama geldiğidir. Bir sürdürülebilir avantajlar dünyasında çalışanlar kendisine bir kariyer yolu planlayabilir ve şirketlerle görece uzun bir istihdam ilişkisi beklentisi içine girebilir. Ancak şimdi durum farklı görünüyor. Bu konu ile ilgili Lord John Browne (BP Yöneticisi) “Geleceğin öngörebileceğiniz yanılsamasından kurtulmak çok özgürleştirici bir şeydir. Bütün yapabileceğiniz, kesin olan yegâne şeye – ki belirsizliktir bu – karşı tedbir alabilme yeteneğini kendinize kazandırmaktır” der.

Peki, birey olarak belirsizliğe karşı tedbir nasıl alınabilir? McGrath’ın kitabı ve makalesinde yazdıklarını özetlersek, 2 konu öne çıkar:

  1. Yeni ve geçerli beceriler edinmek ve bunu sürekli yapabilmek. McGrath’ın Geçici Avantaj kavramı, insanlarla da ilgilidir-“tıpkı bir şirket demode olmuş bir avantaja olumsuz sonuçları olmaksızın uzun zaman yapışıp kalamayacağı gibi, bireyler de bir zamanlar değerleri olan becerilerin daha ileride de onlara yüksek nitelikli üretken bir yaşam garanti edeceğini varsayamaz” der. Bu şu anlama gelir : Sizden her an yaptığınız işten farklı bir iş yapmanız beklenebilir. Eski beceriniz, yalnız o şirkette değil, belki teknoloji vb. nedenlerle piyasada da işe yaramaz olacaktır. Dolayısıyla, en iyisi yeni duruma uyum sağlayacak yeni beceriler edinmektir.  İnfosys’in strateji bölümü başkanı bunu şu şekilde açıklar: “Bir şeyden çıkmaya karar verdiğimizde o şeye kaynak tahsis etmeyi yavaşlatırız. Onu kesip atmanız gerekmez, kendi hayatını yaşamasına izin vermelisiniz. Liderlik ve yeteneği başka alanlara bakmak üzere değiştirmek bizim için kolaydır. Müşterileri o şeyin dışına çıkarırız, çalışanlar da başka sorumluluklar alır. Biz çalışanlarını hiçbir zaman işten atmayan bir şirketiz. Zira, insanları işe öğrenebilirliklerinden dolayı alıyoruz, yani, bilinçli bir şekilde yeni şeyler öğrenme konusunda yetenekli olanları seçiyoruz.”
  2. Kariyerinin sorumluluğunu almak. Şirketlerin bir sonraki avantaj dalgasını keşfetmeye yatırım yapmaları gerektiği gibi, bireylerin de konuyla ilgili kalmaya ve değerlerini başkalarına pazarlamak için ilgi uyandıran başarı öykülerinin olmasına yatırım yapması gerekir.                                                                           Rita McGrath’ın vurguladığı gibi, artık herkesin kariyerinin yönetimini şirkete bırakmaması ve kendisinin yönetmesi gerekir.Makaleyi yazarken büyük ölçüde yazının başında bahsettiğim Rita Gunther McGrath’ın makale ve kitabından faydalandım. Ancak bir Türk atasözü ve ona bağlı kullanacağımız bir metafor da çok açıklayıcı oluyor. Biz Türklerin “Tekkeyi bekleyen çorbayı içer” diye bir atasözü vardır. Bu sözdeki ana fikir, bir kuruma sadık kalırsan, pek bir şey yapmasan da sadece orada var olarak eninde sonunda karnının doyacağıdır. Oysa bu VUCA dünyasında tekkenin ayakta kalıp kalmayacağı, kalsa bile nasıl bir tekke olacağı hatta tekke sektörünün ilerde ne olacağı bile belirsizdir. O nedenle artık tekkeyi bekleyenin VUCA dünyasında yapması gereken iki iş bulunmaktadır: Ya tekkenin evrildiği yeni durum ile ilgili tek bildiği durum olan beklemek haricinde yeni beceriler edinecek ya da başka tekkelerle, hatta tekke olmayan kurumlarda da iş yapabilmek için kendisini geliştirecektir. Aksi takdirde, VUCA dünyasında kendisini iş hayatının dışında bulması işten bile olmayacaktır.  onunun en özlü sözünü ise, bence hâlâ eşdeğeri olmayan ünlü yönetim düşünürü Peter Drucker 1990’larda söylemiş bulunuyor: “Eğer 5 yıl sonra, şu anda yapmakta olduğunuz işte iseniz, iş dünyasının dışında kalacaksınız demektir.” 
Scroll to Top